“Neden Adorno?”

Bedirhan BÜYÜKDUMAN

İnsan denen eşref-i mahlûkatın diline pelesenk olmuş bir kavram: Popüler kültür… Ya da biraz daha özeli: Popüler müzik… Bu konuyu detaylandırmaya başlamadan önce popüler kavramına bakmak yerinde olacaktır. Fransızca populaire kelimesinden gelen bu kavram, “halka ait, halka uygun, halkça sevilen,” anlamlarına gelir. Ancak modernleşen dünyada bu kavram yapı bozuma uğramış ve daha fazla anlamları da üstlenmek durumunda kalmıştır.

20. yüzyılda Almanya’da birçok büyük düşünür, tek bir çatı altında bu konuya yoğunlaşmış ve popüler kültür üzerine çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Frankfurt Okulu olarak anılan bu oluşum içerisinde aykırı fikirleri ile bir adım öne çıkan Theodor W. Adorno ise kültürel çalışmalar alanında çıtayı biraz daha yükseğe taşımıştır. Öyle ki popüler kültür hakkında tek bir kelime dahi etmek istendiğinde, Adorno’nun adını anmamak imkânsız hâle gelmiştir. Max Horkheimer ile geliştirdikleri kültür endüstrisi kavramı ile kültürel çalışmalarda yeni bir kapı aralayan Adorno, ardından gelen birçok sosyolog, filozof ve hatta müzikolog için temel dayanak olmuştur. Kapitalizmin yükselişi ile kültür kavramını sınıfsal ve ideolojik bir temele oturtan Adorno, popüler olana karşı bir savaş başlatmıştır. Sanat alanında yazdıklarıyla da aynı şeyi başarmış ve sanat alanındaki sınıfsal ayrımı öne çıkartmıştır. Yüksek sanat, düşük sanat, müzikâl dinleyici tipolojileri gibi çeşitli konularda yazdıkları ile kültürel çalışmaların ötesinde müzik sosyolojisi alanında da bir mihenk taşı hâline gelmiştir.

Peki, neden Adorno? İşte tüm bunları bildikten sonra bu soru biraz yersiz gelebilir. Ya da tam tersi, Adorno’yu popülizmin cenderesine düşmüş bir karakter olarak kabul ettiğimiz taktirde, oldukça yerinde bir soru olarak görülebilir. Birincisini açıklayacak olursak, evet; bu yersiz bir sorudur ve bir müzisyene “neden müzik,” sorusunu sormakla eş değerdir. Evvelâ Adorno’yu bir ilâh statüsüne oturttuğum düşünülmesin. Ve yersizliği gün gibi açık olan bu soruya cevap verelim: Çünkü (âdettendir, ilkokulda öğretildiği gibi), İkinci Dünya Savaşı’nın merkezinde yaşamış, faşist Nazi Almanyası’nın Yahudi bir vatandaşı olarak dünyaya gelmiş Adorno, her ne kadar neo-marksist olarak anılsa da, sosyo-kültürel konulara yaklaşımıyla bize o zamanın içerisinden, objektif bir bakış açısıyla seslenir. O zamanın vahşetini, karamsarlığını ve tek boyutlu insanını yazılarında tüm çıplaklığıyla yansıtmış ve bu karanlık içerisinden bir çıkış yolu aramıştır. Kapitalizmin acımasız gidişatını ve kişiler üzerindeki etkisini anlatırken de (kendince) kurtuluş formülleri sunmuştur.

Bu soruyu ikinci görüş üzerinden cevaplandıracak olursak da, ki evet; Adorno günümüzde, sonuna kadar eleştirdiği popülizmin cenderesinde bir figür olmuş olsa da bu durum Adorno’dan ve fikirlerinden hiçbir şeyi eksiltmemiş; aksine onu bilip bilmeyen herkesin özgürce eleştirebildiği bir phénomene hâline getirmiştir. Uzunca bir parantezin ardından cevabımıza döndüğümüzde, Adorno’nun fikirleri popülizmin potasında eritilemeyecek derecede güçlüdür. Öyle ki henüz 20. yüzyılın ortalarında yazdıklarının satır arası okumalarından, günümüzde geçerliliği olan görüşler edinilebilmektedir. Gerek üretim bandı üzerinden modernizmin getirdiği sorunları açıklaması, gerekse modern bireyin kapitalizmin kıskacındaki heyhûlâsını Hegel, Kant ve Marx gibi bilimum büyük filozofun fikirleri ışığında aydınlatması bugün bile gölgesine sığındığımız söylemlerdir. Her ne kadar yetkin olsun-olmasın çeşitli kişilerce karamsar, demode ya da yetersiz olmakla eleştirilse de kimilerince de modern sosyolojinin, ki belirteyim aynı zamanda müzik sosyolojisinin, durmak bilmeyen çeşmesidir Adorno.

Sonuç olarak Theodor W. Adorno, keşfedilmiş birçok yanıyla günümüzde sosyal bilimler alanında gerçekleşen çalışmalara dayanak noktası oluşturmasının yanı sıra keşfedilmemiş çeşitli yönleriyle de nice çalışmalara dayanak noktası oluşturacaktır. Ve işte tam da bu yüzden, “neden Adorno,” sorusuna hak ettiği üzere “tam da bu yüzden Adorno,” şeklinde cevap vermekte herhangi bir beis görmüyorum.

Perdesiz Bağımsız Türk Musikisi Dergisi’nde yayınlanan tüm yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.